Kolajen, vücudumuzun temel yapı taşlarından bir tanesi. Cilt, saç, tırnak, kemik, eklem ve kıkırdak dokusu proteinlerinin yaklaşık % 80’i kolajenden oluşuyor. Güzellik, anti aging ve cilt bakımı alanında yararlanılan bir protein çeşididir. Peki, vücudumuz için bu kadar hayati etkileri bulunan kolajen hakkında neler biliyoruz?

Bu yazımızda kolajen nedir ve kolajen tipleri nelerdir sorusuna yanıt vermeye çalıştık. Bununla beraber kolajenin etkileri ve kolajen bakımından zengin gıdaları da inceledik.

Kolajen ne işe yarar?

kolajen ne işe yarar

Kolajen, kelime olarak tutkal anlamına gelen “kólla” kelimesinden türetilmiştir. En sade tanımıyla bir protein çeşididir. Fakat sıradan bir protein değildir. Kolajen, insan vücudunda en çok bulunan proteindir. Vücudumuzdaki proteinin yaklaşın % 80’i kolajenden oluşur denebilir. Kemik, deri, kas, tendon ve bağlar olmak üzere göz ve dişler dâhil hemen hemen her organın en önemli yapı taşlarından bir tanesidir.

Kolajenin vücudumuzda görevleri kısada doku, organ ve yapılara esneklik, direnç ve hareket serbestliği kazandırmak ve onları diri tutmaktır. Son yılların en popüler doğal gıda takviyeleri arasındadır. Etkileri dolayısıyla bu ilgiyi de hak ediyor. Çünkü kolajen cilt yenilenmesine, göz sağlığına ve kas gelişimine destek oluyor.

Kolajen Tipleri

En az 16 farklı kolajen çeşidinden söz edilebilir. Farklı kaynaklarda 24 kolajen çeşidinden de bahsedilir. Genel olarak 4 tip kolajen bulunmaktadır. Bunlar Tip 1 Kolajen, Tip 2 Kolajen, Tip 3 Kolajen ve Tip 4-5 Kolajen’dir.

Tip 1 Kolajen:

Vücudumuzun büyük bir bölümü Tip 1 Kolajen’den oluşur (yaklaşık % 80). Bu kolajen türü, çoğunlukla olarak sıkı liflerden oluşmuştur. Cildin, kemiklerin, tendonların, kıkırdakların, bağ dokularının ve dişlerin yapısından sorumludur.

Tip 2 Kolajen:

Tip 2 Kolajen, daha yumuşak liflerden oluşur. Eklemleri birleştiren elastik kıkırdakta çokça bulunur. Kıkırdak yapısının korunmasından ve sağlığından sorumludur.

Tip 3 Kolajen

Bu kolajen türü özellikle gelişim çağındaki çocuklar ve sporcular tarafından tercih edilir. Kas yapısını destekler. Damarlara elastikiyet, ve kaslara güç verir.

Tip 4-5 Kolajen

Cilt sağlığından sorumlu olan kolajen türüdür. Cildin derin katmanlarında bulunur ve sıvı filtrasyonundan sorumludur.

İnsan, doğumuyla birlikte vücudunda yüksek oranda kolajenle dünyaya gelir. Yaşlandıkça, vücudumuz daha az ve daha düşük kalitede kolajen üretir. Buna bağlı olarak da başta cilt sağlığı etkilenmeye başlar. Cildin canlılığını kaybetmesi ve esnekliğin azalması, vücudumuzdaki kolajen miktarının azalmasıyla ilgilidir. Peki bu ne demek? Yaşlandıkça daha çok kolajene ihtiyacımız var demektir.

 Kolajen Yetersizliği ve Kolajen Sentezi

 Kolajen Yetersizliği ve Kolajen Sentezi

Genel sağlık açısından çok önemli faydaları bulunan kolajen, cilt için ayrıcalıklı bir moleküldür. Bunun yanında kıkırdak yapısında da son derece etkilidir.

İnsan vücudu aslında kendi başına kolajen üretebilir. Vücudumuz proteinli besinlerden kazandığımız amino asitlerden yararlanarak kolajen üretir. Peki vücudumuzun kolajen üretimini teşvik etmek için ne yapmak gerekir?

Yaşlanmayla birlikte insan vücudunun kolajen üretimi de azalıyor. 30 yaşından itibaren kolajen sentezi her yıl yaklaşık olarak % 1 ile % 2 oranında azalmaktadır. Özellikle 40 yaşın üzerindekilerde ise bu oran daha fazladır. 40 yaşına gelindiğinde, vücudumuzdaki kolajen miktarının yaklaşık olarak % 10 ile % 20’si kaybedilmiş olur. Böyle durumda kolajen yetersizliğini gidermek için bazı önlemler almak gerekir.

Doğru beslenmeyle kolajen sentezini harekete geçirmek mümkün olabilir. Amino asitler bakımından yetersiz bir beslenme planı, kolajen sentezini olumsuz etkilemektedir. Bu durumda da bazı olumsuz sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Kolajen yetersizliği cilt sağlığını olumsuz etkileyebilir. Cilt kırışıklıklarına ve sarkmasına da neden olabilir.

Bununla beraber eklem kıkırdakları ve kemikler (kollajen arhrose) zayıflar. Sonuç olarak romatizma rahatsızlıkları ve kas/kemik erimesi meydana gelebilir.

Kolajen Yetersizliğinin Diğer Nedenleri

Bununla birlikte kirlilik, serbest radikaller, sigara, alkol ve zararlı güneş ışınları gibi faktörler de kolajen yetersizliğine neden olabilir.

Kolajen ve Cilt Bakımı

Kolajen ve Cilt Bakımı

Yaşlanmayı tamamen durdurmak tabi ki mümkün değil. Fakat yavaşlatmanın ve daha zarif şekilde yaşlanmanın mutlaka bir yolu olmalı. Bu açıdan kolajen ve cilt arasında sıkı bir ilişki vardır.

Cildinizi sıkıca örülmüş bir duvar gibi düşünün. Kolajeni, bu duvarı ayakta tutan tutkal olarak nitelendirebiliriz. Bu durumda, vücudumuzdaki kolajen miktarının azalmasının ne anlama geldiğini tahmin edebilirsiniz.

30 yaş üzeri kadın ve erkekler kolajenin anti aging etkilerinin farkındalar ve daha çok araştırma yapıyorlar. Kolajen miktarının azalması cildin yapısını ve sağlığını doğrudan etkiler. Cilt sarkması, kırışıklık ve saç dökülmesi gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir.

Kolajen, etkileri itbariyle anti aging alanında oldukça popüler bir madde. Cildin yenilenmesin ve yeniden yapılanmasını sağlıyor. Peki, kolajenin anti aging etkileri neler?

Kolajen ve Anti Aging

Kolajenin anti-aging etkileri söz konusudur. Bulardan bazıları cilt dokusunun sıkılaşması, daha kaliteli bir dolaşım sistemi, saç dökülmesini engelleme ve selülitlerde azalmadır.

Cilt Dokusunun Düzelmesi ve Sıkılaşması

Kolajenin cilde en önemli etkisi daha sıkı, kırışıklıkları azalmış ve daha genç bir cilt yapısını desteklemesidir. Cilt yapısını bir arada tutan kolajenin üretimi arttığında, erken yaşlanma belirtileri de azalır. Bu sayede sarkan cilt yapısı toparlanarak, sıkılaşmış olur.

Daha Kaliteli Bir Dolaşım Sistemi

Kolajen sadece cildin üst tabakasında değil, iç dokularda da etkili. Damar esnekliğinin ve yapısının desteklenmesiyle daha kaliteli bir dolaşım sistemi ortaya çıkar.

Saç Dökülmesine Karşı Güçlü Bir Destek

Yaşlanma belirtilerinden bir tanesi de saç dökülmesidir. Saç köklerini ve foliküllerini uyarıp kalınlaştıran kollajen daha gür ve güçlü uzayan saçlar için başvurabileceğiniz bir destek.

Selülitlerde Azalma

Kolajen, cilt yapısını içerden ve dışardan destekleyerek sıkılaşmasına yardımcı olur. Sıkılaşan ciltte, şekilsizce yerleşen yağ dokusu toparlanır. Böylece selülit görünümü azallır.

Kolajen Artırıcı Beslenme

Genel olarak kolajen artırıcı beslenme, hayvansal gıdaların daha çok tüketilmesiyle sağlanabilir.

Başta tavuk suyu olmak üzere, diğer hayvanların kemiklerini kaynatarak elde edilen kemik suyu, kolajen bakımından zengin gıdalardır. Kemikli etlerin büyük çoğunluğu kolajen bakımından zengin gıdalardır.

Eğer et tüketmeyi seviyorsanız, tavuğu ve kırmızı eti kemikleriyle birlikte pişirmeyi tercih edin. Bunun yanında balık da önemli bir kolajen kaynağı besindir. Bunun için balığı, fırında tercih edebilirsiniz.

Sebzeler de kolajen üretimini destekler. Havuç ve balkabağı gibi turuncu sebzeler ile pancar ve domates gibi kırmızı sebzeler kolajen artırıcı beslenme önerileri arasındadır. Meyveler arasında ise ananas, bromelain içeriği sayesinde hem vücuttaki kolajen miktarının muhafaza edilmesinde ve iltihapların önlenmesinde etkilidir.

Bunlarla birlikte yumurta beyazı, Omega-3 zengini besinler ve turunçgiller, kolajen üretimini doğal yollardan artıran besinlerdir.

Doğal Kolajen Sentezi mi? Kolajen Takviyesi mi?

Kolajen Takviyesi

Kolajen takviyeleri, son dönemde oldukça popüler. Özellikle de içilebilir kolajen peptidlerini içeren çeşitleri en gözde anti aging ürünleri arasında gösteriliyor.

Kaliteli kolajen takviyelerinin bilinçli kullanıldığında, cildin doğal kolajen üreticileri olan fibroblastları harekete geçirdiğinden bahsediliyor. Fakat burada belirleyici olanın kolajen takviyesinin kalitesinin ve kullanım süresinin olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

Şimdi merak ediyor olabilirsiniz: Vücudumuz kolajeni kendisi üretiyorsa, kolajen takviyesi almanın faydası var mıdır? Bakımlı ve genç bir görünümün sadece cildinize ne sürdüğünüz ile değil; içten dışa ona nasıl baktığınızla alakalı olduğuna inanıyoruz.

Bazı uzmanlara göre kolajen takviyesi aldığınızda, basitçe sindirilir ve amino asit olarak emilir. Karşıt görüşe göre ise kolajen takviyesi almak,  protein bakımından zengin gıdaları tüketmekten pek de farklı değil!

Şunu biliyoruz ki; farklı tür ve formlarda olan kolajen takviyeleri hakkında her şey henüz bilinmiyor. Çünkü onlar hakkında detaylı bir araştırma yapılmadı. Araştırma eksikliği, kolajen takviyelerinin olası yan etkilerinin tahmin edilmesini de zorlaştırmaktadır.

Peki Ne Yapılmalı?

Kolajen takviyelerini satın alabilirsiniz. Ancak vücudunuzun doğal yollardan kolajen sentezi sağlaması, daha ucuz ve kolaydır. Zaten sağlıklı besleniyorsanız, karşı karşıya kalabileceğiniz pek çok güzellik ve sağlık probleminden de kaçınabilirsiniz demektir. Vücudun doğal yollarla kolajen sentezini destekleyen gıdalardan bazıları şunlardır: Yaban Mersini, Sarımsak, Yumurta, C Vitamini ve Arı Sütü ürünleri.

Arı Sütü ve Kolajen

Arı Sütü ve Kolajen

Arı sütü, arıların kendi yavrularını beslemek için ürettikleri protein değeri oldukça yüksek (ortalama % 18) çok değerli bir arı ürünüdür. Aynı zamanda kraliçe arının ve larvaların temel besin kaynağıdır.

Sadece arı sütünde bulunan royalaktin ve 10-HDA bileşenleri, arı sütünün biyolojik aktivitesinden sorumludur. Bu bileşikler sayesinde arı sütü, vücudun doğal yollardan kolajen sentezini artırıcı etkilere sahiptir.

Hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, arı sütü verilen farelerin kolajen üretiminde artış olduğu anlaşıldı. Bununla birlikte kolajenin cilt onarımında da etkili olabileceği anlaşıldı.

Son yıllarda dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi olarak adlandırılan apiterapi bal,  propolis, arı sütü ve polenin sağlık ve tedavi amacıyla kullanılması demektir. Arı sütü, kovandan elde edilen diğer tüm ürünler gibi değerli ve faydalı bir gıdadır. Çocukluk döneminden yaşlılık dönemine kadar kullanımı önerilir. Kullanmaya başlamadan önce alerji testi yaptırmayı unutmayın.

Yorum bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here