Doğurganlık, kadınların adet olmaya başladığı andan, menopoz dönemine kadar geçen süreyi kapsar. Doğurganlık, kişiden kişiye değişmekle birlikte 12 ila 17 yaşlarından itibaren başlar ve 27 yaşından itibaren azalır.

Doğurganlığı artırmak için göz önünde bulundurulması gereken bir takım etkenler vardır ve bunların başında sağlıklı beslenme gelir. Sağlıklı şekilde beslenmeyi alışkanlık haline getirerek, doğurganlığı doğal yollardan artırmak mümkün.

Doğurganlık için Sağlıklı Beslenme

Doğurganlık için Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme, diğer konularda olduğu gibi doğurganlığın artırılmasında da en önemli etkendir. Peki, hangi besinler doğurganlığın artmasını sağlıyor?

Hamile kalma şansını artıracak yiyecekler ve beslenme önerileri hangileri? Konuyla ilgili araştırma yaptığınızda onlarca öneri bulabilirsiniz ama asıl önemli nokta, neyi tükettiğinizden çok dengeli ve yeterli beslenmektir.

Doğurganlığı artırmak için fındık, badem, ceviz yeşil sebze, süt ve süt ürünleri, balık gibi gıdaların düzenli tüketilmesi önerilir. Hamile kalma şansını artırmak için tüketilmesi gereken gıdalar kadar, uzak durulması gerekenler alışkanlıklar da önemlidir.

Bunların başında sigara ve alkol gelir. Sigara ve alkol tüketimi kadınların yumurta sayısının, erkeklerde ise sperm sayısının azalmasına neden olarak doğurganlığı olumsuz yönde etkiler.

Bunların dışında uygunsuz koşullarda hazırlanmış paketli gıdalar, yüksek şeker içeren ürünler ve günde 2 fincandan fazla tüketilen kahve de hamile kalma şansını olumsuz yönde etkileyerek kısırlığa neden olabilir.

Kısırlık Nedir? Sebepleri Nelerdir?

Kısırlık Nedir? Sebepleri Nelerdir?

Kısırlık/infertilite her çocuk sahibi olmak isteyen çift için istenmeyen bir durumdur. Yapılan araştırmalar, dünya genelinde çiftlerin %8 ila %12’lik oranının kısırlık problemi yaşadığını göstermektedir.

Kısırlık yumurtlama ve döllenme sırasında tüm basamakların hamile kalmak için doğru şekilde gerçekleşememesi sonucu meydana gelir. Üreme yaşlarında olan bir çiftin, 1 yıl denedikten sonra çocuk sahibi olamaması durumunda kısırlıktan bahsedilebilir.

Kısırlık, kadınlarda ve erkeklerde farklı nedenlere bağlı olarak gerçekleşebilir.

Erkeklerde Kısırlığın Nedenleri

Erkeklerde kısırlık, testislerde üretilen spermin vaz deferens denilen kanallardan geçemeyerek dışarı çıkamaması sonucu oluşur. Buradaki bozukluk testislerin sperm üretememesi veya vez deferens kanalının kapalı olmasıyla ilgili olabilir.

Erkeklerde kısırlığın nedenleri arasında değişen çevresel ve ekonomik faktörlere bağlı olarak daha fazla stres, buna bağlıolarak düşük sperm kalitesi ve sayısı gösterilebilir. Bunun dışında olumsuz alışkanlıklar arasında sayabileceğimiz sigara, alkol ve uyuşturucu gibi maddeler de sperm üretimini sınırlandırır. Bu maddeler hormonal dengesizliklere yol açarak daha ciddi rahatsızlıklara de sebep olabilir.

Kadınlarda Kısırlığın Nedenleri

Kadınlarda Kısırlığın Nedenleri

Kadınlarda kısırlığın nedenleri yaşla doğru orantılıdır. Her kız çocuğu doğumundan itibaren belli bir sayıda yumurtayla dünyaya geliyor ve bu yumurta hücreleri daha sonra harcanmaya başlıyor.

Doğum sırasında ortalama 2 milyon olan yumurta sayısı buluğ çağına ulaşıldığında 1 milyona düşer. Daha sonra bu 1 milyon yumurta menopoz dönemine kadar kullanılır. Kadın vücudu o kadar mükemmel programlanmıştır ki 20 ila 30 yaş grubunda bu yumurtaların genetik yapısı en iyi ve en kaliteli olanlarını öncelikli olarak kullanır. Bu nedenle 20 ila 30 yaş arasındaki kadınların 1 ay içinde gebe kalma ihtimali daha yüksektir.

30 yaşından sonra kadınların yumurtalıklarındaki yumurta hücre sayısı daha belirgin hale gelmeye başlıyor. Bu arada her ay yumurtalıklardan ortalama bin yumurtanın dışarı atıldığını hatırlatmakta fayda var.

Dolayısıyla 30 yaşından sonra hem yumurtalıklarda kalan yumurta sayısı hem de kalitesi yavaş yavaş düşmeye başlıyor. Bununla birlikte doğurganlık da azalmaya başlar. Bir kadının adet döneminin düzenli olması, yumurta rezervinin iyi olduğu anlamına gelmez. Bu açıdan düzenli bir şekilde adet gören bir kadının yumurta rezervinin azalmış olabileceği ihtimalini göz önünde bulundurmakta fayda var.

35 yaştan sonrası kadınlar için çok kritik bir virajdır. Bu dönemden sonra yumurtalık havuzunda kalan yumurtaların genetik yapısı anormaldir. Yapısında da farklılıklar meydana gelerek yumurta zarında sertleşmeler ve bozulmalar çok daha belirgin hale geliyor. Bu da sperm ve yumurtanın döllenebilmesini zorlaştırırken oluşan embriyoda genetik problemlerin olma riskini artırıyor. Sonuçta gebelik olsa bile kayıp riski de artıyor.

Kısırlık Tedavisi ve Arı Sütü

Kısırlık Tedavisi ve Arı Sütü

Arı sütünün kısırlık tedavisine etkilerini anlamak için doğanın en üretken canlıları olan arılara yakından bakalım. Hayatı boyunca sadece arı sütüyle beslenen Kraliçe Arı, doğanın en üretken canlıları arasındadır ve günde ortalama 2 bin yumurta bırakır.

Arı sütü, düzenli kullanımında kadınlarda, yumurtalık bölgesinde kanlanmayı artırarak yumurtanın, rahme daha kolay tutunmasını sağlar. Erkeklerde ise sperm kalitesini ve sayısını artırır.

İçeriğinde B grubu vitaminleri (B1, B2, B3, B5 ve B6) A, D, E, K, H vitaminleri, çinko magnezyum ve demir gibi önemli mineralleri barındıran arı sütü sperm ve yumurta kalitesini artırmasının yanında cinsel performansı da etkiliyor.

Henüz olgunlaşmamış dişi hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde, arı sütünün doğurganlığı artırıcı etkisi tespit edilmiştir. Deneyde, arı sütünün yumurtalık hormonlarını artırdığı ve olgunlaşmamış dişi hayvanlar için “doğal bir büyüme uyarıcısı” görevi gördüğü anlaşılmıştır.

Doğal Gebelik Olasılığında Artış

Arı sütünün doğurganlığı artırıcı etkisini fark eden dünyanın farklı ülkelerindeki çok sayıda çift, düzenli arı sütü tüketerek doğal gebelik olasılığını artırmıştır.

Arı sütü kadınlarda yumurta kalitesini, çapını ve çatlama kapasitesini artırarak gebe kalma ihtimalini artırıyor. Erkeklerde ise sperm kalitesini, hareketliliğini ve sayısını artırmaktadır. Arı sütü, bu faydaları sayesinde doğal gebelik için tercih edilen doğal bir gıda ürünüdür.

Arı Sütü Gebeliğe Nasıl Katlı Sağlıyor

Arı Sütü Gebeliğe Nasıl Katlı Sağlıyor

Düzenli arı sütü tüketiminin vücuda bazı önemli etkileri vardır. Bunlar libidonun yükselmesi, yumurta sağlığında ve kalitesinde artış ve yaşlanma belirtilerinin ötelenmesidir.

Arı sütü ve diğer arı ürünleri gibi gıdalar kullanılmadan önce doktor tavsiyesi alınmalı ve alerji testi yapılmalıdır. Genel olarak tedaviye destek amaçlı kullanılır ve tek başına bir tedavi olarak değerlendirilmez.

Yorum bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here